Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Karmayı Borçlandırmak

06/12/2026
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
3
Karmayı Borçlandırmak

İyilik Bazen Bir İnsanın Dersini Geciktirmek midir?

İnsan neden en çok iyilik yaptığı kişilere kırılır?

Bu soru basit görünür ama insan ruhunun karanlık odalarından birine açılır. Çünkü çoğumuzun içinde benzer bir cümle saklıdır:

“Ben onun için her şeyi yaptım.”

Ve çoğu zaman bu cümlenin hemen arkasından bir kırgınlık gelir:

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

“Karşılığında bana kötülük yaptı.”

Karmayı Borçlandırmak

 

Bir dost için gece uykusuz kalırsın. Bir kardeşin yükünü taşırsın. Bir sevgilinin yaralarını sararsın. Bir akrabanın ekonomik yükünü üstlenirsin. Sürekli affedersin. Sürekli tamir edersin. Sürekli verirsin.

Sonra bir gün dönüp baktığında elinde ağır bir hayal kırıklığı vardır.

İşte tam burada zihnime yıllardır takılan bir kavram doğuyor:

Karmayı borçlandırmak.

Hayatı bazen büyük teoriler değil, küçük mahalle metaforları anlatır.

Kendini küçük bir bakkal dükkânının sahibi gibi düşün.

Mahallede biri var. Çalışmıyor. Hayatına karşı sorumluluk almıyor. Eşine, çocuğuna, ailesine karşı görevlerini erteliyor. Sürekli eksik, sürekli dağınık, sürekli bahaneler içinde.

Ama yaşamaya devam ediyor.

Çünkü sen varsın.

“Yaz abi deftere.”

Ekmek.

Çay.

Şeker.

Yağ.

Un.

Bir ay.

İki ay.

Altı ay.

Sonunda veresiye defterinde 30 bin liralık bir borç birikiyor.

Fakat hikâyenin görünmeyen kısmı tam burada başlıyor.

O kişinin hanesine 30 bin lira borç yazılırken, senin hayatında da görünmeyen başka bir muhasebe açılıyor.

Kaybedilen para.

Kaybedilen emek.

Kaybedilen zaman.

Kaybedilen enerji.

Ve belki en önemlisi: Kaybedilen ruh hâli.

Çünkü insan sadece maddi kaybetmez. İnsan, umut kaybeder.

Beklenti kaybeder.

İnanç kaybeder.

Bazen insan sevgisinin yönünü bile kaybeder.

Sonra yıllar geçer ve şu cümleye dönüşür:

“İnsanlara iyilik yapmayacaksın.”

Oysa belki mesele iyilik değildir.

Belki mesele, iyiliğin yönüdür.

Burada insanı rahatsız eden büyük soru şudur:

Bir insanın hayatındaki sorumluluğu sürekli üstlenmek, ona yardım etmek midir; yoksa onun gelişimini geciktirmek mi?

Çünkü bazı insanlar düşmek zorundadır.

Bazıları çalışmayı öğrenmek için yoksunluk yaşamak zorundadır.

Bazıları kaybetmeden sorumluluk almayı öğrenemez.

Bazıları yalnız kalmadan büyüyemez.

Ve belki de hayatın görünmeyen sertliği tam burada devreye girer:

Sen bir insanın öğrenmesi gereken dersi sürekli onun yerine ödediğinde, evrenin muhasebesine müdahil oluyorsundur.

Belki buna kader denir.

Belki ilahi denge.

Belki sebep-sonuç yasası.

Belki sadece hayatın matematiği.

Ama görünen şudur:

Bir tarafta 30 bin liralık görünür borç vardır.

Diğer tarafta ise senin ruhunda açılmış görünmez bir açık.

Ve insan çoğu zaman bunun nedenini anlayamaz.

Neden kırıldığını…

Neden öfkelendiğini…

Neden tükenmiş hissettiğini…

Neden “ben bunu hak etmedim” dediğini…

Çünkü zanneder ki ona kötülük yapılmıştır.

Oysa bazen yaşanan şey ihanet değil, denge tahsilatıdır.

Bu sert bir cümledir.

Ama belki üzerinde düşünmeye değerdir.

Çünkü evren —ister buna ilahi sistem diyelim, ister psikoloji, ister toplumsal denge— uzun vadede açık hesap sevmez.

Bir yerde sürekli fazladan verirsen, başka bir yerden eksilmeye başlarsın.

Tasavvuf geleneğinde bir söz vardır:

“Aşırı merhamet, zalime cesaret verir.”

Bu yalnızca kötüler için söylenmiş bir söz değildir. Bazen insanın kendi potansiyeline zulmetmesine de işaret eder. Çünkü sorumluluktan kaçan insanın en büyük kaybı para değildir; karakteridir.

Modern psikoloji bu meseleye başka bir isim verir: bağımlılığı beslemek.

Bir insanın çözmesi gereken sorunu sürekli onun yerine çözersen, zamanla kendi kaslarını kullanamaz hâle gelir.

Ruhu tembelleşir.

İradesi zayıflar.

Sorumluluk duygusu körelir.

Ve sen, farkında olmadan onun hayatındaki görünmez koltuk değneğine dönüşürsün.

Sonra gün gelir, kırılırsın.

Üstelik çoğu zaman seni en çok yaralayan şey para değildir.

Vefasızlıktır.

Nankörlük hissidir.

“Ben senin için bunları yaptım” cümlesinin yankısıdır.

Ama belki de asıl soru şudur:

Sen gerçekten onun için mi yaptın, yoksa onun düşmesine dayanamadığın için mi?

Çünkü insan bazen başkasını kurtarmaya çalışırken, kendi içindeki korkuyla pazarlık eder.

Ve belki gerçek sevgi bazen tutmak değil, geri çekilmeyi bilmektir.

Bir insanın yükünü tamamen almak değil; ona kendi yükünü taşıyacak gücü kazandırmaktır.

Çünkü herkesin hayatında ödemesi gereken bir hesap vardır.

Ve bazı borçlar, başka birinin sevgisiyle kapanmaz.

Sadece ertelenir.

 

Sohbeti ile bu yazıya ilham olan sevgili kardeşim Gülbahar’a teşekkürlerimle… 

 

Murat Tali

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir