Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Çocuklar ve Sistem

07/05/2019
in Davranış Sosyolojisi
0
0

Hepimizin bildiği üzere özellikle 1990 yılı sonrasında doğan çocuklar indigo, kristal, y kuşağı, z kuşağı ve bugünlerde doğanlar için de alfa kuşağı olarak tanımlanıyor. Her kuşağın kendi dinamikleri ve özellikleri var. Yazıda bu çocukların özelliklerini anlatmayacağım, bunlar ile ilgili bilgilere her yerden erişebilirsiniz, ben bugün daha farklı bir konuya değineceğim.

Yeni kuşak çocukların tamamı, sistem için tehlike arz edecek donanıma sahipler. Öncelikle istediklerini alma konusunda oldukça başarılılar. Barışçıl ve sistemin içindeki arızalı noktaları tespit edip bunların nasıl çözüleceklerini çok iyi biliyorlar. Kendilerini ifade etmek, sorunların çözümlerini anlatmak konusunda da kendisinden önceki nesillere göre çok daha ilerideler.

Genel olarak, bu özelliklere sahip çocukların, gelecekte dünyayı değiştireceği, daha yaşanabilir ve barışçıl bir dünyanın kuruluşu için her türlü donanıma sahip olduğu söyleniyor. Bu açıdan baktığımızda ve şimdiki çocukları izlediğimizde hemen hepsi doğru ifadeler oluyor.

Benzer yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

İnsan olmayı ıskalayan adamlar ve kadınlar

Tebrikler! Çok güzel oynadınız.

Gerçek nedir? Biz kimiz?

Peki, çocuklar böyle bir dünyada kendi yolunu çizerken ne tarz engeller/engellemeler ile karşılaşıyor gelin bunu birlikte irdeleyelim biraz.

  • Öncelikle bu çocukları kendi sistemlerine tehlike olarak gören, aşırı uç siyasi grupların tamamı ilk atağı yapıyor. Onları sistem için boş ve işlevselliğini yitirmiş bireyler haline getirmek için çalışmalar yürütüyor. Eğitim sisteminden, aile içi etkileşime kadar her yere nüfuz ediyor bu çalışmalar.
  • Sonrasında, tüm dünyada aynı anda ve aynı yaş grubunu hedef alan (özellikle internet tabanlı) uygulamalar ile bilinçlerinde ve düşünce tarzlarında bozulmalar yaratılıyor
  • Diziler ve filmler (ki bu tüm kuşaklar boyunca vardı ama daha masumcaydı) ile cinsel seçimlerini değiştirecek derinliğe kadar inen bilinçaltına inmeye gerek duymadan direkt görsel ve işitsel medya ile dayatılan içerikler ile kimliğini sorgulaması sağlanıyor.
  • Sosyal medya hesapları ile dayatılan popüler olma kültürü günün sonunda içi boşaltılmış, birbirine benzeyen hareketler ile videolar çeken günün neredeyse tamamını telefon ve tablete ayıran hayattan kopmuş çocuklara dönüştürülüyor. (Hoş bu durum sadece çocuklarda değil ailelerde de abartıya kaçmış vaziyette. Parka çocuğunu getiren ailelere bakıyorum, ellerinden telefonları düşmüyor, çocuğun arabasını iterken bile ellerinde telefonla sosyal medyada dolaşan yüzlerce insan var sokaklarda bu da ayrı bir yazı konusu olabilir.)
  • Özellikle sosyal medyada popüler olma adına çok sayıda yaşı küçük kız çocuğu çıplaklığa varacak kadar açık pozlar vermekte ve hedefini beğenilmek, daha fazla kullanıcıya erişmek olarak belirleyerek, hayatını garip bir çıkmazın içine sokmakta.

Maddeler çoğaltılabilir. Bütün bunlar olurken ailelerin yapabileceği bir şey yok çünkü onlarda bu kısır döngüde yok oluşlarını izleyemeden ilerliyorlar. Eskiden bir haberin, olayın, müziğin, dizinin, yarışmanın dünyada aynı anda popüler olması mümkün değildi. Aralarında aylar hatta bazen yıllar oluyordu ve birinden diğerine geçtiğinde ise zayıflayarak ilerliyordu. Şimdi öyle mi peki? Aynı anda dünyanın her yerinde aynı yaş grubunu hedef alan çalışmalar ile bir anda tüm dünyada etki yaratabiliyorlar. Bunu yapmalarının sebebi para kazanmak gibi masum bir sebep olarak yansıtılsa da aslında toplumun dinamikleri ile oynanıyor ve istenilen kıvama getiriliyor.

Çocuklara ve büyüklere yönelik müzik yarışmalarına da değinmek gerekiyor. Kendilerince ünlü olmuş sanatçıların jürilik yaptığı ve seçtiği (dünyanın bütün ülkelerinde var) birinci olan yarışmacılar günün sonunda yarışma bitince ortadan kayboluyor. Hangi yarışmayı kazanan kişi bugün dünyada adı bilinen bir sanatçı olarak var? Hiçbiri değil mi? Çünkü bir sonraki dönem yeni birini daha sisteme katmak için yarışmalar düzenliyorlar. Bu yarışmalara katılanların büyük bir çoğunluğu da 15-25 arası yani 1990 sonrası doğan indigo ve kristal çocuklar oluyor. Yaşam amaçları öyle hızlı unutturuluyor ki sürekli farklı hedeflere koşan bireyler haline geliyorlar. Ünlü olmak, beğenilmek, daha fazla takipçiye erişmek, daha fazla tüketmek, daha fazlasına sahip olmak, daha fazlasını yaşamak… Ama hiçbirinde daha fazlasını bilmek, daha fazlasını öğrenmek, daha fazlasını ortaya çıkarmak eylemi yok, çünkü bütün bunlar sistemin dinamikleri için zararlı şeyler ve onlarda bunu bildikleri için yok oluşu sürekli besliyorlar.

Farkında mısınız? Yeni nesil çocukları IQ ve EQ seviyeleri çok yüksek ve onlara eğitim veren bir tane okul yok. Onlara özel düzenlenmiş bir eğitim sistemi yok. Hatta onları klasik eğitim sistemi ile şekillendirmeye çalıştıklarında uyum sağlayamadıkları için psikiyatristlere gönderip haplara ve uyuşturucuya alıştırılıyorlar. Anne ve babalar bilinç seviyesi olarak ne kadar aydın olduğunu düşünürlerse düşünsünler bu neslin ihtiyaçlarını anlayacak ve onları gerçekleştirecek yeterlilikte değiller. Bunu ancak ciddi bilimsel çalışmalar yapan, akademisyenler, eğitimciler, bürokratlar ve hükümetler yapabilir. Ki onların da böyle bir kaygısı olmadığı için her şey ama her şey bu çocukları yok etmek üzerine işliyor. “Bhutan Krallığı” ile ilgili bir belgeselde kral ve tüm bürokratik kesim ülkeye interneti, televizyonu, telefonu ve batı kültürünü sokmamak için çok uzun yıllar mücadele etmişler. Görünüşte baskıcı ve faşizan bir yöntem gibi duruyor değil mi? Ama aslında insanların ve çocukların saflığını korumak için yapıyorlar bunu. Başarabilirler mi bilmiyorum? En azından dünyada bunun için çabalayan bir toplumun var olduğunu bilmek güzel.

Evet ne demiştik, yeni gelen çocuklar sistem için bir tehlike ve onlar da bunun bilincinde olduğu için çocukların çok erken yaşta kendileri için bir tehdit unsuru olmaması adına her türlü çalışmayı yapıyor. Ailelerin bunun farkında olarak çocuklarını büyütmesi gerekiyor. Çok yoruldum, susmuyor, biraz nefes alayım diyerek çocuklara daha bir yaşına girmeden telefon vermeyi, telefon ekranlarından hızlı ve gürültülü şeyler izletmeyi bırakmalılar bir anca. Yapabildikleri ve başarabildikleri kadar çocuklarını telefon ve internetten uzak tutmalılar. Masallar öğrenip masal anlatabilirler, birlikte yüzlerce aktivite yapabilirler, dans edebilirler, şarkı söyleyebilirler, oyun oynayabilirler. Yapılacak çok şey var ama bunların içinde telefon, internet, tv ve sosyal medya olmamalı diye düşünüyorum.

Bu yazı çok daha fazla açıklama, çok daha fazla kanıt içeren bir içerikle de yayınlanabilir ama mevzu kanıtlar ve araştırma sonuçlarına başvurmadan bile fark edilebilecek kadar açıkta. Bu yüzden, çocuklarınız için, gelecekleri için bir adım atmak istiyorsanız, onlarla konuşun, onlara anlatın, onlara dünyayı, hayvanları, denizi, gölleri, nehirleri gösterin. Hayatın masalsı yanlarını onlara aksettirin. Siz de masallar dinleyin, masalların içindeki kahramanlara dönün, yani hayata yeni bir şekil verin ve kendinizi çocuğunuzla birlikte yeniden doğurun. Başka türlü kurtuluş yok, başka türlü de özgürlük yok…

Benzer yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

“Tanrı bilinmek için Adem’i yarattı.” Bu cümleyi ilk duyduğumda aklıma insanın yaratılışı değil, insanın kendisine biçtiği değer geliyor. Çünkü bu...

İnsan olmayı ıskalayan adamlar ve kadınlar

İnsan olmayı ıskalayan adamlar ve kadınlar

Çocuk doğar. Henüz adam değildir, kadın değildir. Dünyaya geldiği ilk anda ne gücün ne güzelliğin ne de cinsiyetin toplumsal anlamını...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir