Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Sır perdesinin arkasındaki İnsan

12/22/2020
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
0
Sır perdesinin arkasındaki İnsan

….

İnsanoğlu kendi varoluş yolcuğunun başından beri yaşamaya ve hayatta kalmaya çabalamış bir türdür. Bu var olma mücadelesi esnasında bilinen tarihin anlattığı avcı toplayıcı topluluktan yerleşik hayata geçişi ve yazının ortaya çıkışı ile kendi yolculuğunu sonraki kuşaklara aktarmaya başlamıştır. İnsanlık tarihine inançlar kutsal varsayılan dinler ile girmeye başlanmış gibi görünse de işin aslı öyle olmamıştır. Bunun en büyük kanıtı ise günümüzde yeni keşfedilen ve dünyadan tamamen bağımsız olan kabilelerin inançlarıdır.

Sır perdesinin arkasındaki İnsan

Tüm inançların iki tür besleyici unsuru vardır, bunlardan birincisi ve bana göre en önemlisi ölüm ve sonrasındaki hayat, diğeri ise bilinmeyene duyduğu korkudur. Ölüme yüklediği anlamların ardında ise karanlık zamanlarda gerçekleşen doğa olaylarına verdiği kurbanlar ve bunların tekrar olmaması için yeni bedenleri adak olarak sunması ile başlayan bir inanç kültünün oluşmasına sebep olmuştur. Ansızın gelen tabiat olaylarının ardında herkesin değil de bazı kişilerin ölmesini seçilmiş bir adak töreni ile anlamlandıracağını düşünen insan, ritüellerinde, en taze, en genç, en masum olarak kimi gördüyse onu kurban olarak seçmiş ve korktuğu bu tanrılara adamıştır.

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

Bağışlanma, affedilme, tekrar aynı kötü kaderi yaşamama ve daha fazla kurban vermeme adına zamanın döngüleri içerisinde kabile içinde yaşayan insanlar, ilahi olduğunu düşündükleri bu karanlık can alıcı güce daha fazla insanın kanını akıtarak inancın hikayesinin kalıplarını oluşturmuşlardır.

Avcı toplayıcı ya da yerleşik hayata geçip çiftçilik ile uğraşan kitleler günün sonunda derin korkuları ile uğradığı her türlü kıtlık, sel, deprem, güneş tutulması, hayvan saldırıları, yanardağ patlamaları sonrasında korkuyu uzaklaştırmak için ses çıkartan kişileri kendilerine ilahi önderler olarak seçmişlerdir. Günümüzde bir hayvanı korkutmak için kullandığımız gürültü çıkarma olayının ilkel benliğimizde yer ettiğini düşünüyorum. Korku kovucu ilahi önderlerin kullandığı davullar, yaktıkları ateşler ve çıkardıkları seslerin tamamı çevrelerini saran yırtıcı hayvanları kovmak için gerekli olan çabalar olduğunu konusunda tezlerim var.

Sır perdesinin arkasındaki İnsan

İnsan ıssız ve vahşi hayvanların olduğu, garip seslerin çıktığı bir bölgede, daha fazla ses çıkartıp o sesleri susturmayı, ateş yakıp çevresini görmeyi ve gelebilecek saldırıları engellemeyi düşünür ilk olarak. Bu hal tanıdık geliyor mu? Evet, ne diyorduk inançlar ve yaşamın içindeki insan…

İnsanların çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçişinin çok fazla miti ve öyküsü vardır. Fakat bilinen ilk tek tanrılı dini inançlar; Mısır, Sümer ve Babil’lerde vardı. Hatta Mısır firavunlarının öğretilerinin Musa tarafından Ortadoğu bölgesine taşındığına dair de çok fazla bilgi ve belge bulunmakta. Bugün dünyaya hakim olan üç inancın ortak karakterleri olan kişiler, günün sonunda aynı mistik hikayeler ile beslenmekte ve toplumlara bunların olağanüstü güçleri ve eşsizlikleri bir mucize gibi anlatılmakta.

Bu hikayelerde, neye ve kime çok inanırsan onun sanrısını görmeye başlarsın düşüncesi baskın bir inanış kültü olarak toplumların yaşamlarına yerleşmiştir. Hangi dinin ya inancın yaşam formuna bakarsanız bakın, orada yüksek oranda inanç kültü görebilirsiniz. Hindular Şiva’yı, Hristiyanlar Meryem ve İsa’yı, Budist’ler aydınlanmış üstatları, tasavvuf ile uğraşanlar şeyhini ve kabile üyeleri de iyi ruhları görüyor… Bütün dinlerin hikayeleri ve beklentileri birbirine benziyor. Her birinin kendi içinde bir ilahiliği ve erme katmanları yer alıyor. Hindu kast sistemi gibi dinlerin de kendi içinde kast sistemleri yer almakta. Bu her inancın en küçük nüvesinde bile kendisini gösteriyor. Ast üst ilişkisi, pir mürit ilişkisi, koşulsuz teslimiyet, dünya nimetlerinden vazgeçme, karanlık yanlar, günahlar, sevaplar, iyilikler hepsi bu döngünün yapı taşları oluyor. Daha doğrusu değirmenin çarkını çeviren suyu.

Sır perdesinin arkasındaki İnsan

Bütün bu resme uzaktan bakıp tüm renkleri görmeye başlayınca fırça darbelerini tanıyınca daha büyük bir şeyin var olduğu düşüncesinden de özgürleşip, o gördüğün her şeyin üzerine çıkmayı seçiyorsun. İşte orası senle beraber evrenin de var olduğu yer oluyor.

Her inanç kendi yolunun ayrıcalıklı olmasını sağlamak adına kendi sözlüğünü ve terimlerini üretiyor. Üretilen her sözcük, ifade edilen her terim, inancı halklardan koparıp üstün bir varlığın yansıması olarak göstermek için kullanılıyor. Herkes bu kapıdan girmesin, bunu anlayan ve merak eden gelsin ya da anlamak isteyen gelsin bakış açısı ile toplumun kendi karanlığında hüküm sürmesine ve kendilerini de o toplumun üzerinde bir yerde görmelerine imkan sağlıyor. Bana göre bu yaratılışa yapılan en büyük hakaret hatta ihanettir. Yol erenleri diye anlatılan herkesin de buna gerçekten inanıp sözde egosuz görünüp en yüksek ego ile el etek öptürmesi (papazlar, kardinaller, rahipler, hacılar, hocalar, şeyhlerin hepsinde var) hizmet etmek için var olduğu yola ve insanlığa da en büyük saygısızlıktır (yine bana göre)…

Ben hak yoluna teslim oldun, erdim, sustum, geri çekildim, hiçlik mertebesine eriştim, şeyh oldum, pir oldum, yol oldum, hak yolunda bir makam oldum ve makamlar aşarak post sahibi oldum, post’a oturup sema döndüm… Kendimi yaratana yakın hissetim, onun nefesini içime çektim, onun için gözyaşı döktüm… Bunlar benim için bilinen ilk tarihsel inanç modellerinin tapınma ve yorumlanmamış teslim olma yöntemlerinin ötesinde bir şey değil. Dağları yürütenlerinden, kuşları konuşturanlarına, ölüleri dirilteninden, güneşi saklayanlarına varana dek her mucize dilencisinin bir hikayesi var bu inanç kültleri içerisinde… Ve ben diyorum ki, tüm alemde bugün dile gelen her bir inancın, dinin, kitabın tek var oluş amacı, bana yani insanlığa hizmet etmek… Oysa dönüp geriye baktığında ve bugünü izlediğinde, tüm dünya insanları bu inançlara, dinlere ve kitaplara hizmet ettirilmekte ve kurban edilmekte. Kutsallığı insandan alıp, bu inanç ve kitaplara verdiklerinden beri de insanlık daha fazla katledilmekte ve yok edilmekte.

Ne var biliyor musunuz? İnsanın sadece sevmeye, saygı duymaya, kabul görmeye ve erdemli olmaya ihtiyacı var… Gerisi sadece teferruat ve kocaman laf kalabalığı bana göre…

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir