Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Hayal mühendisliği – Bırakalım yıkılsın

09/13/2025
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
0
Hayal mühendisliği

Kaosa üzülmüyorum. İçimi burkan, çarpıklığı ayakta tutmak için her gün bir cila daha vuran o alışılmış düzen. Kırık bir aynayı parlatıyoruz bunca zamandır; ışık çoğalıyor ama yüzümüz hâlâ yamuk. “Kurtarmayalım,” diyorum kendime, “bırakalım yıkılsın.” Yıkım, öfkenin çekici değil; sahiciliğe yer açma cüreti. Toprak nefes almak ister; sıkışmış kökler yeni filizi bekler.

Hayal mühendisliği

Adını koydum: hayal mühendisliği. Eski kaleyi sıvamak değil bu; vadide büsbütün başka bir şehir düşlemek ya da onu yeniden inşa etmek. Anahtar, kilidi zorlayıp pasını dökmez; kapıyı değiştirir. Yeniyi kurmak, eskiyi “düzeltmek”ten başkadır. Düzeltmek, geçmişin dilini geleceğe tercüme etmeye çalışır; kurmak, geleceğin dilini şimdiye öğretir.

Sık sık kendi düzenimi bozuyorum. Kazanç–kayıp defterini kapattım; “kârım ne, zararım ne” diye sayfa çevirtmeyen bir dikkatle yapıyorum bunu. İzleyerek, gözlemleyerek. Rüzgârın dalı eğişini seyreden taş gibi: müdahalesiz ama tetikte. Şunu biliyorum: her yıkım yeni kahramanlar, yeni tapınılacak fikirler doğurma tehlikesi taşır. Heykeli devirmek yetmez; o heykele ihtiyaç duyan iç eğilimi görmek gerekir. Yoksa meydan bir süre susar, sonra aynı yontu başka bir yüzle dikilir.

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

“Bilinç yıkılıyor,” diyor içteki ses, “hem de şimdi.” Korkmuyorum. Bilinç yıkımı bir hortum olmak zorunda değil; sahte duvarları söken bir rüzgâr olabilir. Doğru soruyu sorunca, dökülen sıvanın altından nefes alabilen tuğla çıkar. Zor olmasının sebebi belli: özler sulandırıldı. “Özgürlük” reklama karıştı, “hakikat” algoritmaların seçtiği içeriğe dönüştü. Belki önce kelimeleri geri almak gerek—gerekirse susarak. Sessizlik, kelimeleri hak ettikleri ağırlığa geri davet eden bir terazidir.

Yine de cevabın yeri değişmedi: en son akla gelen yerde duruyor, içimde. Aydınlandığını söyleyen onca insan, onca dize, onca öğreti… Eğer içte yankı bulmasaydı, bunca iz bırakır mıydı? Bütün teoriler gecenin sonunda tek bir nabza indirgeniyor. O nabız bazen hızlanıyor, bazen durup dinleniyor; ama ritmi ben taşıyorum, kimseye devredemiyorum.

“Beş kişinin ortalamasıyız” diyorlar ya; ben çevremdeki nice “beş kişi”nin bilinciyle dans ederek yaşıyorum. Olduğu gibi kabul ediyorum onları; eleştirinin egoyu besleyen kalorisine kolay kapılmamak için. Bazen en devrimci hareket, “uzaklara atmak” değil: yerinde yeşermesine izin vermek. Sert bir budama, ağacı da, meyveyi de geciktirir; bazı filizlere sabır gerekir.

Aşkı da yeniden tarif ediyorum: romantik bir sis perdesi değil, düzeni sorgulama cesareti. Aynı yönde ve aynı sessizlikte yürüyen iki adım gibi; az söz, tutarlı ritim. Aşk, düzenin itiraz edemediği tek mühendislik: kalbi kurar, bahaneleri söküp atar. İçimdeki iki akış —biri yıkıma çağıran, diğeri kurmaya— çatışmıyor artık; aynı nehrin iki kıyısı gibi birbirini tamamlıyor. Yıkmadan kurulamayanı anladıkça, kurduğumu yıkmadan koruyabiliyorum.

Sonra hayat kapıyı çalıyor: mutfaktan gelen hafif bir ses, okuldan dönen bir çocuğun çantası, gündeliğin ekmek kırıntıları. Manifestoların arasına düşen o kırıntılar, yazıyı insan yapan ekmek işte. Not defterini kapatıyorum bir an; mesele bitmedi, sadece nefes aldı. Çünkü yazı da yaşam gibi, bir hamurun dinlenmeye ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor.

Şimdi kendime açıkça söylüyorum: Kaosa değil, kaosu makyajlayan eli dert ediniyorum. Düzeni sürdüren herkese üzülüyorum derken, aslında içimdeki “sürdürme” alışkanlığına bakıyorum. Bırakayım yıkılsın; yıkılsın ki yerine yenisi gelsin. Ama yıkımın hamlesi alaycı değil, merhametli olacak; zira merhamet, gerçeğin keskinliğini taşınabilir kılar. Çekiç darbeleri nazik, ölçüler net, niyet sahici.

Bundan sonrası marangozluk: hayal mühendisliğini günlük işçiliğe çevirmek. Bir cümlenin kirişini düzeltmek, bir inancın vidasını sıkmak, bir korkunun menteşesini yağlamak… Her gün küçük bir parça. Büyük lafların sarhoşluğundan ayıldıkça, sessiz bir ustalığa yer açılıyor. Ve ben, kelimelerle büyü yapılmadığını, ama kelimelerle büyüyebileceğimi hatırlıyorum.

Yol uzun, evet. Ama kalp hafifledikçe adım da hafifliyor. “Düzeni değil, insanı sürdürelim” diyen o ince çağrı içimde güçleniyor. Kaosa üzülmeden, düzeni sorgulayarak; yıkıma methiye değil, yeninin doğumuna ebe olarak. Toprak kışa küstüğü için değil; içindeki tohumu korumak için soğur. Ben de soğuyorum gerektiğinde; kızgınlığımdan değil, filizlerimden emin olduğum için.

Ve son cümle, bir kapanış değil: içe doğru açılan bir kapı. Buradan devam edeceğim. Çünkü biliyorum yıkılmış düşlerin içinde olmak, uzak ülkelerin peşine düşmek değil; içimdeki ülkenin sınırlarını adım adım genişletmeyi çıkartır karşına.

 

Murat Tali 

 

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir