Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Sorular – Yaratılışa Dair

08/03/2019
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
0
Yaratılışa Dair

İnsan bu dünyada var olduğu müddetçe sorular bitmez. Öncelikle kendi var oluşuna bir anlam bulma çabası onu sürekli olarak arayışa iter. Bu arayış aslında çıkmazdır, gelip saplandığı yer ise bir kitapta yazılan Adem ile Havva mitidir. Bu mit (mit diyorum çünkü çoğu inanç sisteminde benzer tanımlamalar yer alıyor) bazı uygarlıklarda uzaydan gelen varlıklar tarafından, bazı uygarlıklarda ise tanrı görünümündeki tanrılar tarafından yaratıldığımız anlatıyor.

Bilimsel olarak bir yere varamayan insan evrim teorisine, dinsel yaklaşan insan kitaplardaki yaratılış tasvirine, ezoterik yaklaşanlar ise inandığı bir gerçeğe (o her ne ise artık) sarılıp kalıyor.

Yaratılışa Dair

Yaratılışın ve varoluşun bu kadar muamma olduğu bir dünyada, yıllarca sessizliğe teslim olup kendi varlığının derinliklerine inen ve bir yaratılış mitine tutunan keşiş ile bir ibadethanede ya da dini eğitim veren bir okulda okuyanlar da indikleri en derinlerde kendi inançlarına uygun bir yaratılış hikayesine rastlar. Bu konuda inanılan her ne ise açığa çıkan da o oluyor aslına bakarsanız.

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

Kızılderililerin yaratılış mitleri, Maya ve Azteklerin yaratılış mitleri, Aborjinler, Afrika’daki kabilelerin ve Asya bölgesi inanç sistemlerinin tamamının yaratılış mitleri birbirinden farklıdır. Ve her inanışın önderi (şaman, rahip, papaz, imam, büyücü vb…) kendi mitindeki yaratılışı tasvir eder, kendi yaptığı (oruç, meditasyon, namaz, dua vb.) çalışmalarda… Gördüğünü söylediği şey, aslında çocukluğundan itibaren inandığı şeyin vücut bulmuş hali olur. Kısaca beyninin ya da özgürleştiğini sandığı zihninin basit bir oyunu ile karşı karşıyadır fakat o bunun farkında değildir. Bu tıpkı, bir Hristiyanın İsa ve Meryem’i, bir Müslümanın Muhammed’i ve bir Budistin Buda’yı görmesi gibidir. Müslüman’ın İsa’yı göremediği bir dünyada Hristiyan’da Muhammed’i göremez. Hal böyle olunca, gerçeklikler ve sanrılar birbirine karışıp durur.

İnsanlığın cevap aradığı bu süreçte arayışın temel noktası kendi doğumu ve varoluşu olduğu için asıl sorgulaması ve düzeltmesi gereken şeyin de kendisi olduğu fikrini es geçip, insanlığın nasıl doğduğu ve olduğu fikri üzerinde kafa patlatmaya devam eder. Dinlerin, bilimin, öğretilerin ve bilumum bütün araştırmaların nihai olarak erişemediği cevaplara da erişmek çabası içerisinde kendi varlığının öyküsünü kaçırır. Burada asıl sorulması gereken soru, kendi varoluş amacının ne olduğu yönünde olmalı. Klasik dini bakış açısına sarılıp, günah işleme, iyi bir kul ol ve cennete git değil, ait olduğu dünyayı nasıl cennete çevireceği yönünde bir arayış ve sorgulama inşa etmelidir kendisine. Tüm insanlığın varoluş amacını keşfetmeye gerek yok, ama şu anki insanı yok etme çabasına bir çare bulmanın en doğru yol olduğu bir çağdayız. Kaybolan canlı türleri, nesli tükenen endemik bitkiler, sürekli tüketme arzusunda olan ve bu arzuyu tetikleyen duyguları yönetenleri keşfetme yönünde cevaplar aramalı kendisine, İnsan.

Kişinin kendisini değersizleştiren sistem sonra ona kendisini değerli hissettirecek metalar satarak elinden almış olduğu değer duygusunu araçlar ile verdiğini saklar. Diğer yandan da elindeki siyasi ve dini araçlar ile de bu değersizlik duygusunun ya da elinden alınan değerlerin tamamının bir gereklilik olduğunu, bunu yapanın bir yaratıcı ile bir şeytan olduğunu anlatır.

Sorgulamayan, sormayan, araştırmayan, bilmeyen, görmeyen ve duymayan insan için bunların hepsi geçerli araçlardır ve günün sonunda sisteme teslim olarak o da bir ağaç keser, o da bir insan öldürür ve o da sırtında taşıdığı küfesine binlerce yalan inanç, bilgi ve yaşanmışlık yükler.

Varoluş amacının iyileştirmek ve iyileşmek olduğu bariz ortada olan bir kişi, dünyayı daha çok öldürerek ve daha çok yok ederek, kendi hikayesine başlangıç arama ahmaklığını göstermeye devam ederse öldükten sonra bile o cevabı bulamayacaktır. Çünkü cevabı bu dünyada, bu bedende, bu kalpte ve bu zihindedir. Cevap bulmak isteyenler, binlerce yıldır okumuş, araştırmış, deneyler yapmış, kitaplar yazmış, aylarca hatta yıllarca kendisini kapatıp sadece cevap aramışların bile bulamadığı o hikayeye erişmeyi bırakmalı ve şu anın varoluş hikayesini ve nelerin onu dönüştüreceğini düşünmeli insan. Örneğin, günlerdir, Kaz Dağları’nda ve diğer yerlerde kesilen ağaçları sanal alemde protesto eden paylaşımlar görüyorum, kimse eline bir tek ağaç alıp gidip o çorak araziye dikmeyi düşünmüyor, sadece protesto ediyor ki ettiği kişi ve kurumların kendisini görmediğini, umursamadığını ve ciddiye almadığını bile bile yapıyor bu tepkisel paylaşımları. Burada kaçırılan bir gerçeklik var o da eylem yoksa; niyet, emek yoksa; dua, çaba yoksa; tanrı bir şey yapmıyor ve bütün dualar, niyetler ve tanrı bir işe yaramıyor. Çünkü her yer talan ediliyor ve milyonlarca insanın aynı anda dua okuması, niyet etmesi dünyayı ve toprağı iyileştirmiyor.

Yaratılış yolunda umduğunuz cevapları alacağınız, aydınlık bir yaşam diliyorum. Çok soru sorun ve çok cevap arayın. Cevaplar için emek verin, adım atın ve bulun. Bulduğunuz şey SİZ’den başka bir şey olmayacaktır.

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir