Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Anlat o zaman

09/03/2026
in İletişim Sosyolojisi, Sosyolojik Bakış
0
0
Anlat o zaman

Yere göğe sığamamak, taşkınlığın kabahati değil; ölçüsü daralmış bir dünyanın payına düşen yanılgıdır. İçimdeki rüzgâr kıta büyüklüğünde, göğüs kafesim ise kibrit kutusu kadar. Sokağa çıkarım; adımlarım, kaldırıma sığmaz. Bir cümle kurarım; kelimeler satıra değil, satır bana dar gelir. Kalabalıklar önünden geçerim; hepsinin ortasında, isimleri birbirine çarparak çoğalan bir “tek başınalık” büyür. O an anlarım: Acı, çoğu kez varlığın fazlalığından değil, çerçevenin küçük çizilmesinden doğar. Çizen kimdir, yaşayan kimdir bilinmez. Bilinen tek şey vardır o da “bilmiyorum” halidir.

Anlat o zaman

Yani dostum insanlara ait olmayan bir yalnızlık var üzerimizde; türümüze değil, varoluşa yazılmış bir boşluktur bu. Takvimlerin ilerlemediği, kapıların içeri değil hep dışarı açıldığı bir yer. Orada “biz” kelimesi küflenir, “ben” ise taşıyamayacağın kadar ağırlaşır. Konuşmalar kabuğa dönüşür; içeride olan, dışarıdan işitilmez, dışarıdaki çığlıklar içeri düşmez. Bu yalnızlık, sahipsiz bir gölge gibi peşine takılır: Ne kervandansın ne de bir hana varırsın. Ne bir handasın ne de katılacak bir kervanın vardır. Ve aniden fark edersin; kalabalık denen şey, aynı sessizliği birbirine bulaştıran bir anlaşmadan ibarettir. Sen de oradasın ama yoksun…

Huzura ait olamamak, huzura hasımlık değildir; hazır kalıplı huzura sığmamaktır. Pürüzsüz, lekesiz bir sükûnet teklif ederler bazen; nezaketle kaplanmış bir hücre gibi. “Sessizliğinizi verin, karşılığında huzur verelim,” der o pazarlık. Oysa hakikatin içindeki huzur, fırtınanın içindeki nefesin kendi ritmini bulmasıdır. Benim payıma düşen, suskunluğun değil, nabzın öğretmenliğidir: Gürültüyle anlaşabilen bir iç ses ile iletişim kurmak delilik gibi gelebilir ama hangimiz akıllıyız ki şu alemde.

Benzer yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

“Tanrı ortalığa saçtığı kelimelerine büyü yapmadı mı?” diye düşünüyorum. Belki de büyü sandığımız, emeğin uzun gecelerde yoğrulmuş sabrıdır. Bir cümle, kırk kez susup kırk birinci defa söylendiğinde büyüye benzer; ama o da içimizdeki düşün kaleme düşen teridir, sihir değildir. Söz yarayı kapatmaz; yerini belirginleştirir. Işık gibidir: Mızrağı değil, hedefi gösterir. Ve biz, hedefi görünce, kendimize doğru nişan almayı öğreniriz. Ölürüz çünkü kendi katlimize ferman dizeler ile hemhal oluruz her daim.

Varlığı görünür kılmanın bir sükutu ayinesi vardır. Başkasının acısı…  Bu acı bizim maharetimizi sergileyecek bir vitrin gibi görünse de aslında bizim yangınımızın huzura çıkmış halleridir. Ben ışığı yaraya çevirir, geri çekilirim; teşhir değil tanıklık isterim. Görenin bakışıyla yaralının bakışı aynı hizaya geldiğinde, hikâye görevini tamamlar. Çünkü anlatı, alkışa değil, yara ile bakış arasında kurulan o kısa, hakiki köprüye muhtaçtır.

Yaşam, çoğu zaman yürüyüşe benzer; yokuşu, düzlüğü, mola verip oturduğun bir kara taşı vardır. Durmak bir son değildir, soluktur; oturmak, bilgeliğini dinlendirdiğin bir başlangıçtır. Yoldaki çizgiler ve işaretler sana sınır koymaz; sınırın nefes boşluğunu açar gösterir. Cümlelerin diz çöküp kalktığı bir ritim tutturmaya çalışırsın: Menzilden ziyade adımın terbiyesi önemlidir. Bir düşün döngüsü, aceleye yenilmediği yerde başlar

Kendime yazılarımın içinde bir mabet aradım durdum; bulduğum hep şantiyeler içindeki yığıntı molozlar oldu. Ustam rüzgâr, kalfam zaman, malzemem kelime. Duvarları yarım, tavanı yıldızlar tutuyor. Her taş yerine otursun diye değil, yıkılacağını bilerek yükseltiyorum yapıyı; çünkü bazı binalar, dayanıklılıklarını fanilik bilgisiyle kazanır. Harcı kararken anladım: İnşa, tamamlanmak için değil, her gün yeniden başlanmak için vardır.

Peki huzura ait olamayan ne yapar? Sürgünlüğünü toprak belleğine çevirir. Bir ağacın kökleri kadar derine iner; bir gölgenin sabrı kadar uzun bekler. Huzurun bazen yer değiştirmek olduğunu öğrenir; ama çoğu zaman, olduğu yerde değişebilmek olduğunu da. Kımıldamadan devinmek, sessizce çoğalmak; kırılmadan bükülmek. Sükûnet, mekân değil, marifettir.

Buradan şuraya bağlayayım: Yere göğe sığmamanın acısı, ölçüsüzlüğün değil, ölçünün dar kalmasının eseridir. Yalnızlığın şiiri, kalabalığı suçlamaz; içimizdeki kalabalığın gürültüsünü kısmayı dener. Huzura ait olamayış, kibirden değil; hazır kalıp huzura sığmamaktan doğar. Ve kelimelerde evet bir şey var: Sihir değil—emeğin ışığı, sabrın ısısı, hakikatin kendini saklamayan payı.

Kapanışı tek bir cümleyle mühürleyeyim: “Yara, dilini bulduğunda kanamayı keser.”

Belki aradığımız huzur, tam burada duruyor: Kanamayı durduran dilde, suskunluğu küçük düşürmeyen seste. Eğer anlatacaksak, hüküm vermek için değil tanık olmak için anlatalım. Tanık, sahneyi ayakta tutan görünmez direk; yıkılırsa oyun düşer. Ben buradayım: Işığı yaraya çevirip bir adım geri duran, sesi nefese, nefesi söze emanet eden o bekçi.

 

Murat Tali

Benzer yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

“Tanrı bilinmek için Adem’i yarattı.” Bu cümleyi ilk duyduğumda aklıma insanın yaratılışı değil, insanın kendisine biçtiği değer geliyor. Çünkü bu...

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir