Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Şans eseri yaşıyoruz mirim

05/20/2026
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
0
Şans eseri yaşıyoruz mirim

…Şans eseri yaşıyoruz işte mirim bu sebeptendir mana arayışındaki yalnızlığımıza peşkir sürüp iç döküşlerimiz…

Çünkü insan dediğin şey biraz da kendi içine geç kalmış bir misafirdir. Kapıyı çalar durur da içeriden ses gelmez bazen. Oysa içeride biri vardır muhakkak. Bir çocuk oturuyordur mesela; dizlerini karnına çekmiş, yıllardır söylenmeyen bir cümleyi bekliyordur. Ya da ihtiyarlamış bir benlik oturmuştur sandalyeye, “çok uğraştın be çocuk” diyecek takati bile bulamadan susuyordur. İnsan kendi içine misafir olamayınca dünya da biraz otogar bekleme salonuna dönüyor haliyle ne tam gidiyorsun bir yere ne de kaldığın yer ev oluyor.

Şans eseri yaşıyoruz mirim

Aidiyet denilen şey de zaten biraz palavra değil mi? İnsan kendini bile içine sığdıramıyorken hangi şehir, hangi insan, hangi masa yahut hangi muhabbet tam anlamıyla “gel otur, sen buraya aitsin” diyebilir ki? Ben bazen düşünüyorum; belki de aidiyet dediğimiz şey hiç bulunacak bir yer değildi. Belki de insan, ait hissedemediği her yerde ruhundan biraz dökülerek ilerliyordu. Eksilerek olgunlaşmak gibi bir şey bu. Acayip bir ekonomi modeli… Zararla büyüyen şirket misali. Kâr yok ama deneyim diye bir şey icat etmişler, onunla avutuyoruz kendimizi.

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

Kaos dedikleri şey de dışarıda kopmuyor sanki yalnızca. İnsan bazen kendi zihninin enkaz kaldırma ekibi oluyor. Bir düşünceyi kaldırırken altından çocukluk çıkıyor. Onu çekiyorsun, altından korkular beliriyor. Biraz eşeliyorsun, meğer yıllardır “iyi olmak” adına gömülmüş öfkeler oturmuş oraya, çay demlemiş seni bekliyormuş. Sonra diyorlar ya hani, “kendin ol.” Hangi kendim azizim? İçimde belediye seçimine girse çoğunluğu alacak kadar farklı ben var. Biri susmak istiyor, biri bağırmak, biri bırakıp gitmek, biri ömrünün sonuna kadar tek bir yastıkta uyumak istiyor. İnsanın içinde bu kadar çok insan varken yalnız hissetmesi de ayrı trajikomik doğrusu.

Belirsizlik… Ah o kadim illet. Sanki göğsüne oturmuş görünmez bir misafir gibi. Gidecek mi belli değil, kalacak mı belli değil ama sürekli bir ağırlık bırakıyor. İnsan bazen başına kötü bir şey gelsin de en azından adını koyabileyim istiyor. Çünkü adı olan acının şekli vardır. İsimsiz olanlar daha korkutucu. İçinde neyin çürüdüğünü bilemeyince insan bütün ruhunu suçlu ilan ediyor.

Bir de şu var tabii; herkes iyileşmekten bahsediyor. Ne büyük kelime şu iyileşmek. Sanki insan ruhu kırılmış bir sandalye ve doğru tornavidayla sıkınca düzelecek gibi. Belki bazı şeyler düzelmez mirim. Belki bazı kırıklar düzelmek için değil, ışığı içeri almak içindir. Kim bilir? Belki de bu kadar dağınık oluşumuz biraz fazla yaşamaktan. Fazla hissetmekten. Fazla görmekten. İnsan bazen bilgiden değil, sezgiden yoruluyor çünkü. Odanın enerjisini hissediyorsun, insanın sustuğu yerden neyi gizlediğini anlıyorsun, kendi içine sustukça dış dünyanın gürültüsü daha çok artıyor.

Sonra bir gün durup düşünüyorsun… Delilik miydi bu? Yoksa dünyanın normalliğine karşı verilmiş sessiz bir isyan mı? Çünkü herkes aynı oyunun içinde çok makul görünürken, sen bir köşede “bu kadar mı yani?” diye kalıyorsun. Hayat dediğiniz şey gerçekten sabah kahvesi, birkaç toplantı, üç beş mecburiyet, biraz sahte gülüş ve sonra unutulmayı beklemek miydi? Eğer buysa, affola ama ruh biraz daha fazlasını arıyor.

Belki bir pencere önünde unutulmuş saksıda açacak nergis kadar küçük bir anlam… Belki bir insanın gözünde “beni de biri anladı” hissi kadar kısa bir temas… Belki de insanın kendisine ilk defa merhamet edebildiği bir akşamüstü.

Çünkü sanırım bütün bu hengâmenin ortasında en ağır şey yalnızlık değil. En ağır şey, insanın kendi içinde yankılanıp duran bir sesi kimseye tercüme edememesi. İçimizde yaşayan kelimelerin sürgünü bu biraz. Gidecek yer bulamayan duyguların, zihnin kıyısında oturup ayaklarını sallandırması…

Ama yine de tuhaf bir şey söyleyeyim mi?

İnsan bazen tam da kaybolduğunu sandığı yerde kendine yaklaşır.

Yolu bulduğu için değil…

Artık kaybetmekten yorulduğu için.

Ve belki de ruh dediğimiz şey, tam o noktada fısıldar:

“Tamam,” der, “dağıldın. Şimdi parçalarından yeni bir anlam kurmayı öğrenelim…”

Murat Tali

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir