Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Sen gidince eksilen kimdi?

09/04/2026
in İlişkiler Sosyolojisi
1
0
Sen gidince eksilen kimdi?

Birini özlediğimizde, bu duygunun kaynağını çok iyi bildiğimizi sanırız. “Çünkü yok,” deriz; basit, anlaşılır ve görünüşte ikna edici bir cevaptır bu. Oysa insanın iç dünyası bu denli yüzeysel bir denkleme sığmaz. Bazen birinin yokluğu, salt o fiziksel bedenin hayatımızdan çıkması demek değildir; onun varlığında içimizde uyanan, dile gelen bir şeyin yeniden o eski sessizliğine gömülmesidir. Onunla birlikte kendimizde bulduğumuz, varlığını belki de ilk kez hissettiğimiz bir parçanın, o gidince yeniden yitip gitmesidir. Belki de bazı insanları unutmanın bu kadar imkânsız görünmesinin asıl sebebi budur. Unutmaya çalıştığımız şey yalnızca bir başkası değil, onun aynasında seyrettiğimiz o ‘başka’ kendimizdir. Sesini, tenini, bakışını özlediğimizi sanırken, aslında onun yanındayken dönüştüğümüz o daha canlı, daha bütün insanı ararız.

Sen gidince eksilen kimdi?

İnsan, kendi içinde adını dahi koyamadığı, sınırlarını çizemediği tuhaf boşluklarla yaşar. Nereden geldiğini, ne zamandır orada beklediğini bilmediğimiz; tanımlanması güç, uzak ve sessiz alanlardır bunlar. Sonra günün birinde biri gelir. Sadece bir bakışıyla, bir dokunuşuyla ya da bütünüyle sıradan varlığıyla o aşılmaz sandığımız alanlardan birine sızar. Birdenbire kendimizi daha bütün, daha canlı, daha değerli, arzulanmış ve en önemlisi daha az yalnız hissederiz. Çoğu zaman buna aşk, sevgi, kader ya da ruh eşini bulmak deriz. Oysa gerçekte o insan bizi tamamlamamıştır; yalnızca içimizde zaten var olan ama kendi başımıza ulaşamadığımız o saklı parçaya dokunmuştur. Yanılgı tam da burada, o parçaya giden yolu o kişinin bizzat kendisi sanmamızla başlar.

Bu yanılgının bir sonucu olarak, zamanla o insan bizim için yalnızca bir insan olmaktan çıkar, içimizdeki eksikliğin yegâne anahtarına dönüşür. Onu görmek, sesini duymak, mesajını beklemek, salt ona duyulan bir açlık değildir; onunla birlikte kazandığımıza inandığımız kendi ideal hâlimizi geri çağırma çabasıdır. O gittiğinde ise içimizde korkunç bir boşluk yankılanır ve biz buna “özlem” deriz. Oysa belki de asıl özlediğimiz kişi o değildir, onun varlığında var olabilen kendi hâlimizdir. Yıllar sonra bile çalan bir şarkıda, tanıdık bir kokuda ya da bir sokak köşesinde o insanın yeniden içimizde canlanması, onun geri dönmesinden ziyade, içimizde dokunduğu o yerin sızlamasıdır. Hafızamız yalnızca insanları değil, onlarla birlikte hissettiğimiz hâlleri de saklar. Bazı aşkların bitmemesi, insanın karşısındakine değil, kendisinde onun sayesinde açılan o yeni odaya duyduğu bağlılıktandır.

Benzer yazılar

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Eksiklerini birbirine silah etmeyen insanlar

Fırtınayı dindirenler, şimdi rüzgârsızlıktan şikâyet ediyor

Kutsal Bir Masalın Anatomisi: Vitrindeki Sevgi, Yürekteki Kış

İnsan yıllarca bir hayaletle konuşabilir, zihninde “Ya geri dönerse?” ihtimalini büyütebilir. Oysa asıl istenen onun dönmesi değil, onunla birlikte o eski “bütün” hissinin geri gelmesidir. İnsanın kendisiyle yüzleşmekten en çok kaçtığı yer burasıdır; çünkü kendi eksikliğiyle kalmak, bir başkasını özlemekten, onu suçlamaktan ya da “Beni terk etti” demekten çok daha ağırdır. İşte bu noktada, insanın kendine sorması gereken o rahatsız edici ama özgürleştirici soru belirir: Sen gidince eksilen kimdi? Gerçekten sen mi, yoksa ben mi? Bütün bu hikâyenin, suçlamaların ve hasretin altında, gizli özne hep “ben”dir. Aşkın ve özlemin maskesi altında, birinin gözlerinde kendimizi arar, birinin bizi seçmesiyle değerli olduğumuza inanır, varlığımızın sorumluluğunu usulca başkalarının ellerine bırakırız.

Belki de olgun bir sevginin başladığı yer, karşımızdakini kendi eksikliğimizi kapatmak, yaralarımıza yara bandı yapmak için kullanmaktan vazgeçtiğimiz o aydınlanma anıdır. Kimse bizim içimizdeki boşlukların sahibi değildir; bir insan, başka bir insanın eksik parçalarını bir ömür boyu taşıyamaz. Birini severiz ama ona bir cankurtaran gibi tutunmayız; özleriz ama yokluğunda kendimizi de kaybetmeyiz. Çünkü artık biliriz ki, bir insanın gitmesi içimizden bir parçanın sökülüp atılması demek değildir. O parça zaten hiçbir zaman ona ait olmamıştır, o sadece bize bu parçayı gösteren bir elçidir. Hayatımıza giren bazı insanlar kalmak için değil, kendimizden sakladığımız o gerçeği bize göstermek için gelirler. Bütün o aşkların, çaresiz özlemlerin ve yanlış kapıların ardında ulaştığımız tek bir adres vardır: Kendimiz. Ve insan kendi sessizliğinde anlar ki; en uzun hasret başkasına değil, kendi varlığına duyduğu hasrettir.

 

Yazar : Murat Tali

Benzer yazılar

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne sevgisi, belki de en çok karşılık bekleyen sevgidir. Bu cümle, toplumun binlerce yıldır dokunulmaz saydığı bir inanca itiraz ediyor. Anne...

Eksiklerini birbirine silah etmeyen insanlar

Eksiklerini birbirine silah etmeyen insanlar

Bu soru, insan ilişkilerini izlerken zihnimde uzun süredir dolaşan bir düşüncenin özeti. İnsanlar çoğu zaman karşılarındaki kişide eksik gördükleri şeyleri...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir