Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Arayış

05/03/2021
in Duyguların Sosyolojisi
0
2
Arayış

Biz insanlar yaşamlarımızı farklı zaman dilimlerinde küçüklü büyüklü yıkımları deneyimleyerek sürdürürüz. Sevilmediğimiz ve istenmediğimiz düşüncesi, kabul görmediğimiz ve anlaşılmadığımız algısı yıkımlarımızın temelini oluşturur…

Arayış

Yıkımları yaşarken büyümek zor zanaattır insanlık için. Canı yanar, zihni dağılır, bilinci kirlenir, işine yaramayan her türlü bilgi yüklenir ve hayata tutunması beklenir. Çoğu zaman bilmez öğrendiklerinin ne işe yarayacağını. Büyük İskender’in savaşları onun buğdayını una çevirmez mesela, Sezar’ın ölümü de ununu ekmeğe çevirmez. Ülkesinin enlem ve boylamlarını öğrenemedi diye sınıfta kaldığında, meridyenler ve paraleller gelip ona kaybettiği özgürlüğünü veremez. Bir çocuk için daha önemli şeyler varken ne yazık ki büyümüşlerin kirlenen zihinlerinin çöplerini taşımak zorunda kalırlar.

Büyüdükten sonra, insan olmanın ne olduğunu bilmeden anne ve baba olurlar. Aslında insan olmanın değil, kendisi olmanın ne olduğunu bilmeden yaşar bu deneyimi insan. Anlayacağınız, varlığının sırrını çözememiş milyonlarca belki de milyarlarca insan, yeni bedenlerin mesuliyetini alıp kendi içsel tamamlanmamışlığını devam ettirir. ID’iyle yani hayvansal dürtüleriyle hareket eder. Soyun devamı için üremelidir. İçgüdüsel hareket eden bir hayvan gibi saldırır benliğinden taşan düşünceler ile hayata. Kendisini boğar, çocuğu boğar, yaşamı boğar ve geleceği boğar… Umut taşır içinde, bu sefer daha güzel olacaktır dünya. Güzelliği bilmeden ve tanımlamadan düşlerini kurar, aydınlanacak olan geleceğinin. Başaramaz…

Benzer yazılar

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

Dört temel duygunun esaretindeki İnsan

Kendini sabote etmek: Mutluluktan değil, değişimden korkmak

Sokakları yapay ışıklar ile aydınlatılır, kendi karanlığından korkmasın diye. Hudutsuz gezen zorbalara yenik düşmemek için saklar zulasında makus kaderinin yalnızlığını. İnsan olmak zor iştir, öyle her babayiğit cana bürünüp düşemez dünyaya, insanım diye. Fakat düşenlerde unutur buraya insan olmayı deneyimlemek için geldiğini. Döngü gariptir, herkes acı çeker ama çektiği acıyı nasıl sonlandıracağını bilemez. Aslında bilmek istemez, onunla yaşamak haz verir. Tekrar eden döngüleri vardır onu mutsuz eden, bunları da değiştirmek istemez. Aklına gelmez dur demek ve geri çekilip kendini sorgulamak. Çemberi terk etmeyi düşünmez, başı döner ve kusar dönmekten, midesine ağrı girer, canı yanar, ruhu sancı çeker yine de bırakmaz o döngünün hüzün ve acı kokan yolculuğunu.

Arayış

Derindedir teslim olduğu varlığı, bu yüzden uyanmak istemez İnsan. Yorgansız, yastıksız hatta yataksız yatar benliğinde. Bencildir kendisine, yaşamına ve yolculuğuna da yabancı. Başkasının acısına, yoksulluğuna, bedensel noksanlığına bakıp çok tammış gibi şükreder haline. Hummaya yakalanmışçasına titrer içinde, asılsız düşüncelere kapılır, ruhuna hitap etmeyen bilgilere inanır, güvenilir olmayan inançlara tutunur ve hepsinden medet umar, güzel bir yarın için. Cenneti düşler, cennetten bahçeler yapar kendisine, nehirler akıtır, sonsuz huzur bahşeder, aydınlanır ve yüzü güler düşlediği cennetin hikayesinde. Aklına gelmez, yaşadığı bedeni ve dünyayı cennete çevirmek. Her yanı cehennem olur, kendisini kandırmak isteyen şeytanlarla iş birliği yapar ve sonrasında da tutsaklığına yanıp tutuşur, şansızım diye.

Komiktir insan olmak. Çünkü trajik bir komedidir insan yaşamı. Kirletir, yok eder, bozar, bozguna uğratır, yakar, kurutur, talan eder, aç kalır ve sonrasında dua eder, mutlak kurtarıcının onu kurtarması için… Sunaklar yapar, adaklar adar, kurbanlar keser, kan akıtır, hayatının ve koşullarınınn daha iyi  olması için, olmaz…

Sudan sebeplerden değil, kirlettiği sulardan hastalanır. Havadan bahanelerden değil, kirlettiği havadan ciğerleri iflas eder… Yine de akıllanmaz ve çirkinliğinin resmini dünya yüzeyine çizmeye devam eder. Gözlerinde gözlük yoktur ama o simsiyah gözlük takmışçasına adım atar kaldırımlarda. Takılır düşer, taşı oraya koyana küfreder, sokakta gördüğü çöpü atana kızar ama kendi kirlettiği dünyayı görmeden umarsızca yürür. Sormaz, hangimiz en temiziz diye ve farkında değildir tüm insanlığın aynı oranda dünyayı kirlettiğinin.

Acımsı bir tadı vardır insan olmanın yarı vicdan yarı empati ile inşa eder kendisini. Kimine dost olur ama kimine de öfke duyar. Biri hayvanları çok sever ama insanlara karşı duvarları vardır. Diğeri insan sever ama hayvanlara düşmanca davranır. Bazıları ise sadece kadınları sever ya da sadece erkekleri. Arası yoktur sevmenin, acının, öfkenin, merhametin. Babasına kızmıştır sevgisiz bıraktı diye kendisini, kendisi de çocuğunu sevgiye boğup asalak kılar… Zararın neresinden dönersen kardır demeden akar durur ortalık yerde. Aptaldır, ahmaktır, bencildir, coşkuludur, sevecendir, dengesizdir, git gel akıllıdır ama yine de sever bedeninde kalmayı.

Karanlığını devasa lambalar ile aydınlatmayı sever fakat ne kadar çok ışık yakarsa yaksın sokağında, evinde yine de aydınlanamaz içi. Yıldızların hükmü kalmaz yanan ışıkların parlaklığından. Tıpkı zihnin kalabalığında boğulan sezgileri gibi öksüzdür tüm düşleri. Hangi köşeye saklansa, oraya bir yaşanmışlık gönderir hayat ve sürekli sobelenip durur insan.

Karanlıkların efendisidir, kendi cehenneminin lordudur insan… Varlığının avukatı olmayı bir türlü beceremez, sürekli savcısı olup hakimi ikna etmeye uğraşır ve cezalandırır kendisini. Sonra döner bakar dünyaya ve okkalı bir küfür savurur bahtsızlığına, şansızlığına, kör talihine… Sormaz, bunu neden yaşadım diye ve sorgulamaz o durumun içinden nasıl çıkacağını. Sadece serzenişte bulunur, ağlar, omuz arar, yalnızlığını paylaşmak ister, çaresini ilaçlarda, terapilerde, meditasyonda, insanda, hayvanda arar fakat aklına kendisi gelmez bir türlü…

Arayış

Ne istediğini bilmeyen biri ne yaşayacağını da bilmez. Yaşamından habersiz büyüyen biri acımsı duygular ile yüzleştiğinde başarısız ve beceriksiz olur çünkü ona okulda öğretmemişlerdir duyguları ve onunla karşılaştığında ne yapacağını. Tek öğrendiği savaş meydanlarında kaç kişinin öldüğü ve hangi komutanın savaşı kazandığıydı. Kendi içsel savaşının komutanı, kralı, askeri olmadan savaşı kazanamayacağını düşünüp yenilgiyi peşinen kabullenir insan.

Özgürlüğü doğduğunda yitmiş olanın, farkındalığı kitaplar ile örtülenin, sorgulaması inançlar ile kapatılanın, mutlak mutluluğu ve huzuru bulması; bir filin, sekoya ağacına tırmanmasına benzer. Bulamaz insan gerçekliğini, çünkü yaşadığı şeylerin onun gerçekliği olduğunu zanneder.

Ve bu yazıyı okuyan arkadaş, dost, insan….

İşte tam olarak bu yüzden, yaşantınıza bakıp kendinize yeni yaşam formları oluşturmanın yollarını arayın. Sorgulayın, büyük sorular sorun ve tabelaları takip edin. Küçük sorular sorun, kitaplardaki satır aralarına bakın, hayal kırıklıklarınızı temize çekin ve çevrenizdeki insanların sohbetlerini dinleyin.

Korkularınızdan, kaygılarınızdan, hüzünlerinizden kurtulmanın cevaplarını, bulmaya izin verin ve onlardan özgürleşin… İnsan olmayı deneyimlemeye geldiğiniz bu bedene hak ettiği güzelliği verin… Ona yeni ve mutlu bir yaşam deneyimi sunun. Az sonra değil, yarın değil, zayıfladığınızda ya da istediğiniz şeyi aldığınızda değil, şimdi ve şu an onu yaşayın ve gülümseyin. Hayat güzeldir.

Benzer yazılar

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Zihnin susmaz. Sabah gözünü açtığın andan itibaren bir şeyler üretir: yarım kalmış bir konuşma, bitmemiş bir iş, henüz olmamış bir...

Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

Onlarca yıl boyunca aşk şarkıları, hüzün türküleri ve kavuşma masallarıyla büyümüş bir toplumun insanları, bugün kendi duygularına bu kadar yabancı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir