Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

BEN’liğin hakikati

04/06/2026
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
1
BEN’liğin hakikati

Sırça Fanusun İçindeki Yankı: BEN’liğin Kayıp Coğrafyası

Kendimize ördüğümüz fanusun içindeki gerçekliğimizle yüzleşmeye herkes hazır değil hatta kendimiz bile hazır değiliz bu yüzden yüzlerce örtü ile örtünürüz. Öyle ki bir gün gelir kendimizin kim olduğunu bile hatırlamayız. O yüzden günümüzde “Ben Kimim?” çok merak edilen sorulardan biri haline geldi. Ne için yaşıyorum? Neden bu dünyadayım? Neden bunları deneyimliyorum? Uzar gider liste fakat özünde hepsi BEN’liğin hakikati üzerine bir arayışı dile getirme çabasına giriyor.

BEN’liğin hakikati

“Dostum, ben göründüğüm gibi değilim. Görüntüm ise, üzerimde taşıdığım, beni senin merakından ve seni benim ihmalimden koruyan, özenle örülmüş bir giysiden başka bir şey değildir.“ demiş Halil Cibran… Yani özetle diyor ki “Beni gördüğün kişi sanma. O sadece sana gösterebildiğim kadarım!” ya da “Seni de tamamen görmek istemiyorum. Çünkü ikimiz de o kadar çıplaklığa hazır değiliz…” bu kırılımlar arasında hem her şey biz olurken hem de hiçbir şey olamıyor oluşumuz en büyük çelişki değil midir?

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

Fanusun kalınlığını da biz örmediysek ya da bilinçli kalınlaştırmadıysak çıplaklığımızı gizlediğimizi sanırken daha da çıplak kaldıysak şu alemde. Tezatlıklar içinde bir yolculuğun içinde ne garip çıkmazlar barındırıyoruz değil mi? Herkes bize bir rol biçti ve kıyafet ördü, anne, baba, kardeşler, eş, çocuk, arkadaş, dost, öğretmen, komşu, akraba, sistem ve daha niceleri kendileri olduğu sandığı örüntüleri bize de yakıştırdılar hatta yakıştırmakla kalmayıp kimi zaman sevgiyle kimi zaman tehditle kimi zaman da zorbalıkla giydirdiler. Çıplaklığımızı unuttuğumuzu yetmiyormuş gibi bir de ondan utanır olduk.

Şimdi düşünün bakalım, şu an üzerinizdeki tüm düşünce, inanç, fikir, ideoloji, kimlik, dil ve toplumsal baskıyla ördüğünüz “elalemci kuralları” çıkarttığınızda ne kalıyor geriye. Onu tanıyor musun? Onu görüyor musun? Bu büyük bir yetenek gerektirecek bir şey değil ama emin olun, var olanı o kadar çok kaybetmişiz ki onu görmeyi bırakın, duymuyor, hissetmiyoruz bile. Arada kendini hatırlatmaya çalıştığında tanımıyoruz bile. Bu ben değilim… Bunu ben düşünemem… Ben böyle yapamam… Ben… Hepsi çıkınca ne kadar yalnız kalıyoruz kendimize. Size de ürkütücü geldi mi?

Şimdi kendinizi kendinize anlatın desem ilk aklınıza gelen özelliğiniz ne olur… Sanırım kocaman bir boşluk ve karanlık ile yüzleşirsiniz. Bir de ayrışmanın cesaretsizliği karşınıza çıkar. Bütün bunları yok sayabilecek cesarette olanlar var mıdır aramızda bilmiyorum ama dayatılanı reddedenler genelde ya toplum ya da sistem tarafından cezalandırılıyor. Savaşı isteyen bir adamın peşinden milyonlarca insan koşarken, barışı isteyen kişinin gözaltına alınıp cezalandırılması ve bunun da alkış alması sizce kimliklerden soyunup kendi saflığına dönmeyi mümkün kılabilir mi?

“Ben” demek kocaman bir ego olarak tanımlanıyordu zamanında hatta bunun biraz abartılmışına kibir zarar verir hale gelenine de narsisim deniyordu. Bireyselleşme ve “Ben”liği açığa çıkartmaya yönelik onbinlerce kişisel gelişim kitabı, yüksek pazarlama ve reklam bütçeleri ile desteklenerek, bireyci bencilliği doğurdu. Böylece herkes özgür olabilir, herkes kapitalist sistemin sunduğu şeyleri kendisi için alabilirdi. İki ev, iki araba, iki buzdolabı, iki televizyon ve daha çok ikiler… Hepsi ne içindi peki, Ben’liğini eline al ve sen özelsin, sen değerlisin, sen en iyisini hak ediyorsun, sen seçilmişsin, sen tanrının parçasısın, sen yıldız tozusun, sen… Sen…. Sen… Kurguyu planların gözünde aslında bir halt değilsin, sadece sistem tarafından egosu şişirilmiş kim olduğunu bilmeyen saçma sapan teorilerle ve okuduğu çakma bilgilerle kendini bulduğunu sanan ama halen kendisine ulaşamamış bir varlık yansımasısın.

Bundan çok uzun yıllar önce çocukluktan ergenliğe geçerken yaşadığım hayatın getirileri ve götürüleri arasında fikir jimnastiği yaparken fark ettiğim bir şey vardı. Öncelikleri, beklentileri, zamanaşımı düşleri yani özetle varlığımı besleyeceğini düşündüğüm eylemleri hayatıma dahil etmenin çevremdekileri mutsuz edeceğini düşünüp (çünkü hep öyle hissettirildi ve yaşatıldı) bireysel mutluluk planından vazgeçmiş ve bütünsel mutluluğun bir unsuru olmaya karar vermiştim. Tabi ki bu yanlış bir karardı ve tabi ki kimse fiziksel zorbalıkla bunu yaşatmadı ama duygusal trajedileri dahil ederek bu fikri bir şekilde dayattılar. Özetle, seçimleri bile içinde olduğumuz sahnenin dinamiklerine göre yapmak zorunda kalıyoruz. Yüzlerce yıl önceki yaşanmışlıkların sahnelendiği bir tiyatro oyununa spor ayakkabı, dijital saat, kot pantolon, gömlek ve kravat ile çıkamazsınız çünkü o zamanın hakikati başkaydı. Tam da bu sebepten sahneye uyum sağlamak için feragat ettiğimiz şeylerin toplamı kadar mutsuzluk biriktirdik ve asıl olanı kaçırdık… Ben olma halini… Ben’liğin hakikatini…

Şimdi…

BEN’liğin hakikatine fanusun camını kırarak değil; camın ardındaki o sessiz şahitlikle barışarak erişebiliriz…

Örtüleri çıkar, rolleri bırak ve o ürkütücü boşluğun içinde yeniden doğmayı bekle. Çünkü hakikat, ancak sen hiçbir şey olmadığında, her şey olarak ortaya çıkacaktır.

 

Hatırla…

Hayat, bir sahneye dönüşür.
Ve biz, o sahnenin kostümünü giyeriz.
Ama sahne eski. Hikâye eski. Kurallar eski.
Sen ise bugünsün.
Yine de o sahneye uyum sağlamak için kendinden vazgeçersin.
Çünkü aksi halde oyunun dışına atılırsın.

Ve böyle böyle, her uyum sağladığında biraz daha eksilirsin.
Her feragat, içerde bir boşluk bırakır.
Her “olmam gereken”, biraz daha “olduğum”u siler.
Sonunda birikir o boşluklar.
Adına mutsuzluk deriz.
Oysa mesele mutsuzluk değildir.
Mesele, kaçırdığımız şeydir.
Yani Kendimiz.
“Ben” olma halimiz.
Ve o “ben”in hakikati…

 

İnstagram Murat Tali

 

 

 

 

 

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir