Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek

12/02/2022
in Davranış Sosyolojisi
0
2
Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek

Sağlık kısmını bir kenara koyarsak hayat denilen yolculuğum roller coaster gibi geçiyor.

İnişler çıkışlar, dipler tavanlar, hayal kırıklıkları, çözümsüzlükler ve daha bir sürü saçma sapan dünyevi zırvalıklar. Sürekli kuyruğu dik tutma çabası, sağa sola yetişme ve hayatı ikame ettirme mücadelesi derken, “Hatırlamam gereken şey neydi?” Sorusu içinde cebelleşip duruyorum.

Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek

Sahi bu hayata neyi fark etmeye geldim? Neyi unuttum ki neyi hatırlayayım? İpuçları da kalmadı elde avuçta, varsa da nereye sakladım onu da hatırlamıyorum. Açıkçası, kuyruğunu yiyen yılan misali döngünün içinde dönüp duruyorum.

Benzer yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

İnsan olmayı ıskalayan adamlar ve kadınlar

Tebrikler! Çok güzel oynadınız.

Gerçek nedir? Biz kimiz?

İyilik mi kötülükten çıkıyor kötülük mü iyilikten? Tanrı mı kendini parçaladı ben var oldum yoksa ben kendi parçalanmışlığımı bütünleştirmek için mi tanrı kavramını var ettim? Kimin doğrusu insanlığı kurtarır ya da insanlığın kurtarılmaya ihtiyacı var mı? Acı denen şey uyanış için gerekli mi yoksa bizler uyanmak için illa acının var olması gerektiğine inandığımız için mi acıtıyoruz yaşamlarımızı?

Sorular bitmiyor açıkçası, cevapları da varla yok arasında bir yerde! Sahi insan kendi için kurguladığı tüm o anlamlı varoluş hikayelerini sildiğinde elinde bedeninden başka ne kalacak? Hangi düzlemde kendi hakikatinin gerçekliğini idrak edecek? Nepal’de doğdu diye Budist olan bir çocuk, Amazonlarda dünya ile bağı olmayan bir kabilede doğsaydı ne olacaktı. Kimliğiniz ve inandığınız tüm şeyler size mi ait gerçekten? Yoksa yamalarla tam görünmeye çalışan beden yığınları mıyız?

Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek

Neyin kafasını yaşıyoruz insanlık olarak. Bir söz ediyorsun, oradan biri zıplıyor diyor ki “benim inancıma göre bu tanım hatalı”. Ben’im inancıma ne olacak peki? Ya da diğerlerinin inançlarına? Bütün cümleler ve düşünceler senin inancına göre mi dizilmeli ve ortaya dökülmeli. Bu bir özgüven patlaması mıdır? Yoksa en diplere kadar işlemiş cahillik belirtileri midir? Onu da bilemiyorum? Şu cümleyi “Bana ne senin inancından?” keyifle söylemeyi arzularım ama insanı da kırmaktan korkarım, her ne kadar o hadsiz bir şekilde yaklaşıyor olsa da bana, ben o hadsizliği sergilemeyecek kadar görüyorum onun yoksunluğunu. Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek olunca bir sürü şey yutup duruyoruz şu hayatta. Oysa arada, o hadsiz şekilde gelenleri de silkelemek gerekiyor ki otursun yerinde kendi düşüncesi ve inancıyla hemhal olsun.

Ne diyorduk, neden geldik bu aleme ve neyi hatırlayacağız. Unutturuyorlar işte, öğretileriyle, ekonomik baskılarıyla, yarının telaşıyla, bugünün sancısıyla, dünün yaşanmışlığıyla öğretiyorlar. Kendileri olmasa da maşaları buna yardım ve yataklık ediyor. Karnı doymayan insan çocuğu, sana evrenin bereketinden ve bolluğundan bahsediyor. Toplum ve sistem tarafından yok sayılan, adaletin karşısına çıktığında güçlü olanların karşısında ezilen ve yok olan hatta mahkum edilen bireyler, her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu, ilahi sistemin böyle kurgulandığını savunuyor. Sonra kapını çalıyor ve senin “kral çıplak” demene kızıp kendi körlüğünü görmezden geliyor. Sonra sen hatırlamaya ve uyanmaya çalışıyorsun.

Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek

Son dönemde kendime en çok sorduğum sorudur? Ya öyle değilse? Ya dışarıdaki yüzbinler hatta milyonlar haklıysa? Sen boş ve amaçsız saçma bir yolculukta isen? Onlar uyanık ve dünyanın gerçekliğini yaşıyorsa ve sen uykuda rüyalar görüp başka bir şeyi gerçek zannediyorsan?

Milyonlarca kitap, yüzbinlerce yazar doğruyu söylüyorsa senin gördüğünü sandığın şeylerin tamamı zan’lardan ibaret ise? Ya öyle değilse? Hırsızlık bu dünyanın hakikati ise; hakları çalmak, sevgiyi çalmak, gerçekliği çalmak, parayı çalmak, zamanı ve emeği çalmak, eşyayı çalmak sonra adaletin karşısında güçlü durup salıverilmek insanın gerçekliği ise… Şiddet, savaş, katliam, cinayet, siyaset dünyanın asıl gerçekliği ise ve ben o gerçekliğin içine sızmaya çalışan bir virüs isem.

Kim, hangi gerçeğin gerçek olduğunu iddia edebilir ki? Ve kim gerçekten “kim olduğunu” hatırlayabilir ki? Çırılçıplak kalıp, tüm bilgileri ve tüm öğretileri ve tüm deneyimleri sildiğinde, açığa çıkacak olan şeyi kim bilebilir ki?

Derdimiz, had bildirmek değil had bilmek Her gelen öğrendiği şeyi anlatmanın ve onunla seni ikna etmenin derdinde iken, anlatan kişinin gerçek olduğunu kim iddia edebilir ki? Bu kadar yalanın ya da doğrunun var olduğu bir düzlemde iki nokta arasındaki uzaklığın, uzaklık olduğunu kim iddia edebilir ki?

Uyanmak istemiyorum kendi rüyamdan ve artık uyandırmak da istemiyorum rüyamdaki ben’leri. Her ne halim varsa göreyim diyerek devam ediyorum yoluma.

Yol benim yolculuk da. Haddini bilenlerin kapısını çalacağı bir “ruh sohbetçisi”yim… Ötesi berisi var ya da yok, umurumda bile değil, tek gerçek olana ve bu yazıyı buraya kadar okuyana “Merhaba”…

Hatırla, Kral Çıplak…

Benzer yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

“Tanrı bilinmek için Adem’i yarattı.” Bu cümleyi ilk duyduğumda aklıma insanın yaratılışı değil, insanın kendisine biçtiği değer geliyor. Çünkü bu...

İnsan olmayı ıskalayan adamlar ve kadınlar

İnsan olmayı ıskalayan adamlar ve kadınlar

Çocuk doğar. Henüz adam değildir, kadın değildir. Dünyaya geldiği ilk anda ne gücün ne güzelliğin ne de cinsiyetin toplumsal anlamını...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir