Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali
  • Ana Sayfa
  • Benlik
  • Davranış
  • Duygular
  • İlişkiler
  • İletişim
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Ruh’un Yolculuğu

11/26/2025
in Kişiliğin Sosyolojisi
0
1
Ruh’un Yolculuğu

Eğer döngü denen şey varsa kaç yüz kere gelip gitmiş şu hayata ruh denen Alzheimer hastası karakter. Halen ne kendini bulabilmiş ne de ruh eşini. Binlerce yıl bir döngüye tutulmuş ahmakça gidip geliyor. Kime neyi ispat etmeye çalışıyor? Derdi nedir? Kim onun hikayesini okumuş da ortalıkta ahkam kesiyor? Kendi ruhunu gören, bilen, duyan, onun bu dünyadaki sınavı hakkında bilgisi olan ne için geldiğini ve amacının ne olduğunu hatırlayan varsa, lütfen bir adım öne çıksın… Çünkü onlarca yıldır döngüye kapılmış şekilde yaşayan ruh denen olgunun kendisiyle bir türlü yüz yüze gelemedim. Nezaketen kendini de göstermiyor. Hayır bir de binlerce öğreti icat edip ona ulaşmaya çalışıyoruz ne hikmetse…

Ruh’un Yolculuğu

Size daha komik bir şey söyleyeyim, aptal ve verileni kafasına göre yorumlayan ve aslında sıfır ortamda gelişmeyeceği söylenen beyin denen organın ürettiği tüm hayali ürünlere de kapılıp, rivayet edilen cehenneme gitmeyi de eksik etmiyor ruh denen bu zevzek. Ah tabi bana güleceksiniz şimdi lakin oturun kendi ruhunuzla konuşun bakalım size ne söyleyecek, anlattıkları ile ikna olacak mısınız? Bu hayatı neden deneyimlemeyi seçti size söyleyecek mi? Kimileri “tanrı kendisini tamamlamak için bölündü böyle deneyimliyor bu onun yolculuğu” diyor ama buna inanmayın. Tüm evrene bakınca toz zerresi kadar bile olmayan bir mahlukatın nesinde kendisini deneyimleyecek, tanrı. Bu saçma bir insan egosu değil de nedir?

İnsan kendisini o kadar anlamlı, değerli, vazgeçilmez, yüksek sınıfta görmeye alışmış ki icat ettiği tüm öğretiler ve inançlarda tasvir ettiği yaratanın “en özel varlığı” olarak görüyor kendisini. Buna sebep zihin ve beyin ise yandığımızın resmidir. Bunların böyle olmadığını bilen ruh işin içine girip “-dur artık yolculuğumu mahvettin, mahvediyorsun artık sana izin vermeyeceğim, iktidarı ele alıyorum” diyerek devrim yapmadığı müddetçe, zihnin diktatörlüğünde çok özel varlık olduğumuzu sanarak yola devam edeceğiz. Ruha inanmak istiyoruz çünkü insan halimiz gerçekten çok yaşanabilir bir mod değil. Hayatımıza giren insanlara da aynı şekilde yaklaşıyoruz, fiziksel boyutta bir halt olamadık bari ruh eşimizle bütünleşip evrenselliğimizi kutlayalım moduna giriyoruz. Ruh eşi, ruh, eş, hadi oradan…

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

Susmayan zihinle savaşan insan

Benlik’in Dört Katmanı: Zihin, Kalp, Sezgi ve Bilinç

Ne isek O’yuz O isek neyiz?

Ruh dediğin, sanki mahallede yıllardır borcunu ödemeyen ama herkese de hayat dersi veren o amca gibi. Ortada yok, ama adı hep var. Herkes konuşuyor ama kimse görmemiş. Bir de üstüne “ruhsal uyanış paketi”, “titreşimini yükselt”, “evren sana mesaj gönderiyor” diye sağdan soldan ahkâm kesen kişisel gelişim esnafı… Vallahi bazen düşünüyorum, bunlar ruhu falan değil, bizim saf tarafımızı bulmuş. “Çakran kapalı” diyor mesela… Kardeşim, benim çakram olsa elektrik faturamı ona ödetirdim, sen bana bundan haber ver.

İnançlara bakıyorsun, hepsinde ortak bir hikâye var: insan kendini olduğundan çok daha matah bir yere koyuyor. Cennet, cehennem, hesap günü… Tamam, bir düzen var belli ki; ama bazıları işi o kadar abartmış ki sanki Tanrı, bizim mahalledeki bakkal gibi “defteri çıkarıp” gün gün yazıyor. Ulan ben kendi hayatımı bile hatırlamıyorum; O niye uğraşsın benim yirmi yıl önce ettiğim iç çekmeyle? Hadi buyurun buradan yakın. Hem de hangi inanç olursa olsun, insan hep kendine pay biçmiş, “yaratılmışların en üstünüyüz” diye geziyorsun. En üstün şey duş giderini tıkayan saçlarını temizleyemeyen bir tür olabilir mi? Vallahi biraz sakin olun ya…

Bir de şu ruh eşini arama ritüeli yok mu… İnsan kendi ruhuyla kavgalı, gidiyor başkasının ruhuyla barış yapmaya çalışıyor. Ruh eşiymiş, tamamlayıcıymış, evrenden sipariş verince gönderiliyormuş… Madem bu kadar kolaydı, ben de bir “iki adet huzur, bir adet dinginlik, yanında da bir kilo mantık” sipariş veriyorum, evren kuryesi kaç dakikada getiriyor bakalım? Hikâye şu: İnsan kendi yalnızlığını kutsallaştırmak için ruhu ortaya atmış. Birini sevince “ruh eşim”, terk edilince “karmik borç”, aldatılınca “evrensel ders”… Hadi oradan ya. İnsanız işte, severiz, yanılırız, dökülürüz, toparlanırız. Bu kadar.

Ruh bizi yönlendiriyormuş güya… O ruhun kendisi ne yaptığını biliyor mu? Milyonlarca yıldır aynı döngüde dolanırken bir kere bile durup “lan ben ne yapıyorum?” dememiş. Hadi bari bu sefer gelsin kendini tanıtsın, bir kartvizit bıraksın. Yok. Ruha inanan biz, ruhu yaşayan o, faturayı ödeyen yine biz. E bu nasıl ortaklık?

Sonunda yine dönüp aynı yere geliyoruz: “Ne isek O’yuz.” İyi de dostum, O da bizden pek farklı sayılmaz. Belki de bütün mesele şu: ruhu arıyoruz çünkü insan hâli denen bu dar paça hayat, tek başına çekilmiyor. Bir hikâyemiz olsun istiyoruz. Ama gerçek şu: Hikâyeyi ruh yazmıyor, biz yazıyoruz. Bazen yamuk yumuk, bazen çarpık, bazen şahane… Ama bizim elimizden çıkıyor.

Belki de O dediğimiz şey ruh değil; vicdanımız, aklımız, hatamız, inadımız, uyanıklığımız… Yani insanlığımız. Ne isek O’yuz çünkü başka bir şey değiliz. O isek neyiz dersen, cevabı basit: Aynı anda hem hiçiz hem çokuz. Hem saçmayız hem anlamlıyız. Hem yaratırız hem bozarız. Dünya dediğin de zaten bu çelişkinin üzerinde dönüyor.

Hadi şimdi dönüp ruhu beklemeyi bırakalım. Gelsin gelmesin, kendi işimizi kendimiz göreceğiz. Çünkü en sonunda, yolculuğu yapan ruh değil; biziz.

 

Murat Tali

Benzer yazılar

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Sokrates’ten bugüne herkes “yaşamın amacını” arar durur. Bulduğunu sananların hepsi öldü gitti. Amaçlarına erdiler mi bilmiyorum fakat bence bu yaşamın...

Kurtarıcı olmaktan destekleyici olmaya Murat Tali Kişiliğin Sosyolojisi

Kurtarıcı olmak ‘tan destekleyici olmaya

İnsanların çoğu hayatında yangın çıktığı için değil, yangını söndürmek için eline aldığı kovayı bir türlü dolduramadığı için yardım arıyor. Kapıyı...

Please login to join discussion

Sosyolojik Bakış

Sosyolojik Bakış - Murat Tali

Kimlik, benlik, aidiyet.

İnsanın kendisiyle karşılaşması.

İnsan, toplum ve ilişkiler üzerine; gözlemleyen, sorgulayan, anlamaya çalışan özgün bir bakış.

Son Yazılar

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı - Yaratılış Efsanesi

Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

Yaşam amacını bulmak

Yaşam amacını bulmak

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

Popüler Yazılar

  • Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    Duygularını kaybeden bir coğrafyanın hikâyesi

    536 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Müdahale Etmek ve Akışta Kalmak

    535 paylaş
    Paylaş 214 Tweet 134
  • Yüklediğin duygu, yaşadığın hayat

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Anne Sevgisinin Koşul(suz)luğu Üzerine

    533 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
  • Tanrı Bilinmek İçin Adem’i Yarattı!

    532 paylaş
    Paylaş 213 Tweet 133
Sosyolojik Bakış - Murat Tali

İnsanı, ilişkileri ve toplumu; benlik, duygular, davranışlar ve iletişim üzerinden sorgulayan özgün bir düşünce ve gözlem alanı.

Hakkımda

  • Hakkımda
  • Kitaplarım
  • Bana Ulaşın

Veri Gizliliği

  • Çerez Politikası
  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni

Copyright © 2026 | Murat Tali  | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir

Facebook-f Instagram Linkedin

Welcome Back!

OR

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Kitaplarım
  • Hakkımda
  • Bana Ulaşın

Copyright © 2026 | Murat Tali | Tüm hakları Saklıdır | Kaynak gösterilerek kullanılabilir